İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, 3 Aralık 2025’te Tahran’daki İmam Humeyni Hüseyniyesi’nde bir araya geldiği binlerce kadınla yaptığı görüşmede, İslam’ın kadın haklarına bakışını ve Batı kültürüyle olan zıtlığını kapsamlı şekilde anlattı.
Konuşmasına Hz. Fatıma’yı “ilahi erdemlerle donatılmış eşsiz bir örneklik” olarak tanımlayarak başlayan Hamenei, onun hayatında görülen ibadet, fedakârlık, adalet savunuculuğu, siyasi şuur, aile içi sorumluluklar ve toplumsal katkının tüm kadınlar için ilham kaynağı olduğunu vurguladı. Peygamber Efendimizin onu “dünya kadınlarının lideri” olarak tanımladığını hatırlatarak, İranlı kadınların bu örnekten güç aldığını söyledi.
Kur’an’ın kadın kimliğine dair ifadelerinin “en yüce ve en ilerici tanımları barındırdığını” belirten Hamenei, kadın ve erkeğin insani ilerleme yolunda eşit potansiyele sahip olduğunu söyledi. Hem aile içinde hem de toplumsal hayatta kadınların haklarının, sorumluluklarının ve sınırlarının Kur’an’ın adalet ilkeleriyle belirlendiğini vurguladı.
Hamenei, İslam’ın kadına sosyal, siyasi ve ekonomik tüm alanlarda gelişme imkânı sunduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“Kadınların ticarette, yönetimde, siyasette ve toplumsal faaliyetlerde ilerleme yolları açıktır. Ruhani olgunluğa erişme bakımından da erkeklerle aynı fırsatlara sahiptirler.”
Buna karşın Batı kültürünün kadınla ilgili yaklaşımını “çöküş üreten bir anlayış” olarak değerlendiren Hamenei, kadın ve erkeğin ilişkisine dair İslami kuralların insan fıtratına dayandığını söyledi. Tesettür, toplumsal etkileşim kuralları ve evliliğin teşviki gibi düzenlemelerin toplumun gerçek ihtiyaçlarını gözettiğini ifade ederek, Batı’da cinselliğin sınırsızca teşvik edilmesinin kadınları değer ve güvenlik açısından zayıflattığını dile getirdi.
Kadın ve erkeği “birbirini tamamlayan iki unsur” olarak tanımlayan Hamenei, ailenin bu bütünün merkezi olduğunu söyledi ve Batı kültürünün aile kurumunu göz ardı ederek toplumsal yapıyı zayıflattığını savundu. İslam’da aile üyelerinin karşılıklı haklarının belirlenmiş olduğunu, bunun da toplumun omurgasını oluşturduğunu söyledi.
Kadınların en temel hakkının sosyal ve ailevi adalet olduğunu vurgulayan Hamenei, devletin ve toplumun kadınların güvenliğini, onurunu ve saygınlığını korumakla sorumlu olduğunu belirtti. Batı’da kadının bir metaya dönüştürüldüğünü söyleyerek bu yaklaşımı sert biçimde eleştirdi.
Hamenei, Kur’an’da örnek gösterilen Hz. Meryem ve Firavun’un eşi Asiye’nin, kadınların akıl ve eylem gücünü temsil ettiğini söyledi. Toplumsal hayatta eşit işe eşit ücret, sigorta hakları, çalışan ya da aile reisi kadınlara özel izinler gibi uygulamaların korunması gerektiğini de vurguladı.
Evlilik içinde kadının en büyük hakkının “eşinin şefkati” olduğunu belirten Hamenei, kadına yönelik şiddetin kesin biçimde reddedildiğini, Batı toplumlarında yaygınlaşan kadın cinayetleri ve şiddetin İslam’da asla kabul görmediğini söyledi.
Batı kapitalizmini “kadının kimliğini silen ve onu erkeğin modeline göre şekillendirmeye zorlayan bir anlayış” olarak tanımlayan Hamenei, kadınların reklam, eğlence ve tüketim sektörlerinde bir meta hâline getirildiğini ifade etti. ABD’de son dönemde ortaya çıkan çete ve suç örgütlerinin de bu kültürel yaklaşımın sonucunda büyüdüğünü savundu.
Aileyi zayıflatan eğilimler, genç kızların hedef alındığı suç ağları, özgürlük adı altında meşrulaştırılan cinsel serbestlik gibi örnekleri Batı kültürünün en büyük “günahları” olarak tanımlayan Hamenei, bu anlayışın “özgürlük” söylemiyle dünyaya pazarlanmasının büyük bir tuzak olduğunu söyledi:
“Bu davranışların özgürlükle ilgisi yoktur. Bu tam anlamıyla bir esarettir.”
Batı’nın kendi kültürünü diğer toplumlara dayatma çabalarına da değinen Hamenei, “İslami örtünmenin gelişmeye engel olduğu” yönündeki iddiaların İran’da çürütüldüğünü söyledi. Bilim, spor, siyaset, sanat ve akademi gibi alanlarda İranlı kadınların tarih boyunca görülmemiş başarılar elde ettiğini belirterek, bu ilerlemenin İslam Cumhuriyeti sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.
Hamenei, bugün İran’da düşünce üreten, akademik çalışmalar yapan, toplumsal projelerde etkili rol alan kadınların sayısının tarihte eşi benzeri olmadığını söyleyerek sözlerini tamamladı.

