Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen Gazze konulu Bakanlar Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölgesel barış sürecinde aktif rol almaya hazır olduğunu vurguladı.
“Biz barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız. Her türlü fedakârlığı yaparız.” diyen Fidan, kurulması planlanan Birleşmiş Milletler Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) görev tanımının belirlenmesiyle birlikte ülkelerin asker gönderme konusundaki kararlarını vereceğini ifade etti.
Toplantıya Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları katıldı. Görüşmelerde Gazze’deki insani tablo, ateşkesin geleceği ve Filistin’in yeniden yapılanması konuları ele alındı.
Fidan, İsrail’in ateşkesi sistematik biçimde ihlal ettiğini belirterek uluslararası topluma çağrıda bulundu:
“İsrail, ateşkes ilanından bu yana 250’ye yakın Gazzeliyi öldürdü. İnsani yardımların önü kesiliyor. Mutabakata göre günde 600 yardım kamyonu girmeli ama sahada bu rakamı görmüyoruz.”
Türkiye’nin öncülüğünde yürütülen diplomatik çabaların Gazze’de kalıcı barışın ve iki devletli çözümün tesisine katkı sağlamayı amaçladığını belirten Fidan, Hamas’ın da Filistinli bir komiteye yetki devrine hazır olduğunu dile getirdi.
Bu gelişmenin, Filistinliler arasında ulusal birliğin güçlenmesi için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Fidan ayrıca, kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’nün çerçevesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla netleşeceğini belirterek, sürecin dikkatli ve dengeli yürütülmesi gerektiğini vurguladı:
“Filistin meselesinde atılacak her adım, bugünün krizini çözerken gelecekte yeni bir soruna zemin oluşturmamalı. Bu nedenle diplomatik dikkat ve sabır şart.”
Türkiye’nin Filistin’in yeniden imarı ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi için her türlü desteği vermeye hazır olduğunu vurgulayan Fidan,
“Filistinlilerin yönetimini Filistinliler yapmalı, güvenliğini Filistinliler sağlamalı.”
diyerek Türkiye’nin pozisyonunu net şekilde ortaya koydu.
İstanbul’daki toplantı, Ortadoğu’da barış arayışına yeni bir ivme kazandırırken; Türkiye, “aktif arabulucu ve barış yapıcı ülke” kimliğiyle bir kez daha ön plana çıktı.

