Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi, yaşanan boykot ve engelleme girişimlerine rağmen ABD’ye karşı güçlü bir mesajın verildiği bir platforma dönüştü. Washington’ın itirazlarına karşın kabul edilen sonuç bildirisi ve zirve gündeminde öne çıkan başlıklar, özellikle Küresel Güney ülkelerinin çıkarlarını merkeze alan çok kutuplu bir düzen arayışını ortaya koydu.
Bildiride Küresel Güney’in öncelikleri vurgulandı
Zirvenin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, ABD’nin itirazlarına rağmen sonuç bildirisinin liderler tarafından onaylanması oldu. Belgede, küresel çatışmaların sonlandırılması, iklim finansmanının artırılması ve Afrika kıtasının kalkınma hedeflerinin küresel ajandanın merkezinde yer alması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca Filistin meselesi ilk kez diğer küresel çatışmalarla aynı bağlamda ele alındı. Paris Anlaşması’nın hedefleri ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu trilyon dolarlık iklim finansmanı yeniden teyit edildi.
Trump’ın boykotu ve tırmanan gerilim
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Güney Afrika’yı “beyazlara yönelik ayrımcılık yapmakla” suçlayarak zirveye temsilci göndermeme kararı almıştı. Washington, Güney Afrika’nın bu yıl G20 gündemine koyduğu iklim değişikliği, temiz enerjiye geçişin finansmanı ve iklim afetlerine hazırlık gibi konulara da karşı çıkarken, sonuç bildirgesine de itiraz etti.
ABD ile Güney Afrika arasındaki gerilim ise yeni değil. Özellikle Pretoria’nın 2023 yılında Filistin’deki savaş suçları nedeniyle İsrail’i Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikâyet etmesi, Trump yönetimi tarafından hedef alınmalarında önemli bir dönemeç oldu.
Ramaphosa: Çok kutupluluk artık geri dönülmez bir gerçek
Zirvenin kapanışında konuşan Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, kabul edilen bildirinin çok kutupluluğa bağlılığı gösterdiğini ve ülkelerin ortak hedeflerinin anlaşmazlıkların üzerinde olduğunu vurguladı.
Ramaphosa, başkanlığın ABD’ye devredileceğini hatırlatarak tüm liderlere “zirvede sergilenen birlik ruhunu sürdürme” çağrısı yaptı.
Lula: G20’nin gücü ABD’nin varlığına bağlı değil
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, hem G20’nin hem de Brezilya’da düzenlenecek COP30 zirvesinin çok taraflılığın hâlâ güçlü olduğunun göstergesi olduğunu belirtti.
ABD’nin zirveye katılmamasının “hiçbir şeyi değiştirmediğini” ifade eden Lula, “G20 güçlüdür, önemli olan aldığımız kararları hayata geçirmektir” dedi.
Çin’den reform ve adil düzen çağrısı
Çin Başbakanı Li Qiang, G20’nin çok taraflı yapıyı koruma konusunda öncü rol oynaması gerektiğini belirterek, ticari kutuplaşmalara karşı serbest ticaretin savunulması çağrısında bulundu.
Qiang, Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların reforme edilmesinin kaçınılmaz olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin küresel kararlarda daha fazla söz hakkına sahip olması gerektiğini söyledi.
“Dünya, ABD ile de ABD olmadan da ilerleyebilir”
Güney Afrika Dışişleri Bakanı Ronald Lamola’nın 18 Kasım’da yaptığı açıklama yeniden gündeme geldi. Lamola, bu yılki zirvenin “dünyanın yalnızca Washington’ın tercihleriyle sınırlı olmadığını” göstereceğini belirtmişti.
Afrika Birliği ilk kez masada
“Dayanışma, Eşitlik ve Sürdürülebilirlik” temasıyla kıtada ilk kez düzenlenen zirveye 19 ülke ve Avrupa Birliği katıldı. Bu yıl 1,3 milyar kişiyi temsil eden Afrika Birliği de ilk kez G20 üyesi sıfatıyla toplantıda yer aldı.
Dünya ekonomisinin yüzde 85’ini, nüfusun ise üçte ikisini temsil eden G20, G7’den farklı olarak gelişmekte olan ülkeleri de kapsayan daha geniş ve kapsayıcı bir platform kimliği taşıyor.

