ABD Başkanı Donald Trump, Latin Amerika liderleriyle Florida’nın Miami kentindeki golf tesisinde düzenlenecek “Amerika Kalkanı” zirvesinde bir araya gelmeye hazırlanıyor. Beyaz Saray yönetimi, dünyada birden fazla krizle uğraşırken ABD dış politikasının Batı Yarımküre’ye odaklanmaya devam ettiğini göstermek istiyor.
Trump Latin Amerika liderleriyle Miami’de
Trump yönetimi, zirveyle birlikte ABD’nin bölgede yeniden güçlü bir siyasi ve askeri etki kurmayı hedeflediğini vurguluyor. Washington, özellikle son yıllarda Latin Amerika’da artan Çin ekonomik etkisini dengelemeyi amaçlıyor.
Zirve, Trump’ın iki ay önce Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik düzenlenen ABD askeri operasyonunun ardından gerçekleştiriliyor. Operasyonda Maduro ve eşinin yakalanarak ABD’ye götürüldüğü ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanacakları açıklanmıştı.
Bunun yanı sıra Trump yönetimi bir hafta önce İsrail ile birlikte İran’a karşı başlatılan askeri operasyona da katıldı. Ortadoğu’daki bu çatışma yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açtı.
Trump’ın zirvedeki programı oldukça sınırlı olacak. ABD Başkanı daha sonra Delaware eyaletindeki Dover Hava Üssü’ne giderek Kuveyt’te bir komuta merkezine düzenlenen drone saldırısında hayatını kaybeden altı Amerikan askeri için yapılacak törene katılacak.
Zirveye Arjantin, Bolivya, Şili, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guyana, Honduras, Panama, Paraguay ve Trinidad ve Tobago liderlerinin katılması bekleniyor. Toplantı Trump’ın sahibi olduğu Trump National Doral Miami golf tesisinde gerçekleştirilecek.
Ancak bölgenin en büyük iki gücü olan Brezilya ve Meksika ile ABD’nin uyuşturucuyla mücadele politikalarında uzun yıllardır önemli müttefiki olan Kolombiya zirvede yer almayacak.
Uzmanlara göre bu durum, zirvenin kapsamı açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 1994 yılında düzenlenen ilk Amerika Zirvesi’nin hazırlık sürecinde görev alan akademisyen Richard Feinberg, yeni toplantının çok daha sınırlı bir katılımla gerçekleştiğini ve ABD’nin bölgede daha savunmacı bir yaklaşım sergilediğini söyledi.
Trump yönetimi ise Latin Amerika’daki Çin etkisini azaltmayı dış politikasının önemli hedeflerinden biri olarak görüyor. ABD’nin yeni güvenlik stratejisinde bu yaklaşım, 19. yüzyıldaki Monroe Doktrini’ne atıfla “Trump Doktrini” olarak tanımlanıyor.
Washington, Çin’in bölgede yürüttüğü altyapı yatırımları, askeri iş birlikleri ve doğal kaynak projelerine karşı daha sert bir politika izlemeyi planlıyor. Bu stratejinin ilk adımlarından biri Panama’nın Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nden çekilmesi için yapılan baskı olmuştu.
Öte yandan uzmanlar Latin Amerika ülkelerinin Çin ile ekonomik ilişkilerini tamamen kesmeye sıcak bakmadığını belirtiyor. Çin’in ticaret ve yatırım odaklı politikaları, birçok ülke için önemli finansman kaynakları sağlıyor.
Boston Üniversitesi Küresel Kalkınma Politikası Merkezi Direktörü Kevin Gallagher, bölge ülkelerinin ABD ile Çin arasındaki rekabetten fayda sağlamaya çalışabileceğini belirterek “ABD bölgeye tarifeler, sınır dışı politikaları ve militarizasyon sunarken Çin ticaret ve yatırım teklif ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Zirve öncesinde Trump, İç Güvenlik Bakanlığı görevinden ayrılan Kristi Noem’i “Amerika Kalkanı” girişimi için özel temsilci olarak atadı. Noem, toplantıda Batı Yarımküre genelinde karteller ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi hedefleyen önemli bir anlaşmanın açıklanacağını söyledi.

