İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD temaslarının ardından katıldığı ilk kabine toplantısında yaptığı açıklamalarla hem Orta Doğu hem de Latin Amerika’ya dair dikkat çekici mesajlar verdi. Netanyahu’nun değerlendirmeleri, özellikle İran’daki iç gelişmeler üzerinden yeni bir döneme girilebileceği sinyalini taşıdı.
İran’da süregelen protestolara dikkat çeken Netanyahu, ülkede ekonomik krizin ve para birimindeki değer kaybının toplumsal huzursuzluğu derinleştirdiğini vurguladı. Bu tabloyu “tarihi bir eşik” olarak nitelendiren İsrail Başbakanı, İran halkının kendi kaderini belirleyeceği bir sürecin kapısının aralanabileceğini söyledi. Netanyahu, İsrail hükümetinin İran halkının özgürlük ve adalet taleplerini desteklediğini özellikle dile getirdi.
Kabine toplantısında en geniş yeri İran’ın nükleer programı aldı. Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan görüşmede bu konunun ayrıntılı biçimde ele alındığını aktararak, uranyum zenginleştirme konusunda Washington ile tam bir mutabakat içinde olduklarını ifade etti. İsrail tarafına göre İran’da zenginleştirilmiş uranyuma “sıfır tolerans” yaklaşımı benimsenmeli, mevcut stoklar ülke dışına çıkarılmalı ve nükleer tesisler sıkı denetime tabi tutulmalı.
Netanyahu’nun gündeminde Venezuela da önemli bir yer tuttu. ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşine yönelik operasyonuna açık destek verdiklerini belirten İsrail Başbakanı, bu adımın Latin Amerika genelinde siyasi dengeleri değiştirdiğini savundu. Netanyahu’ya göre birçok ülke yeniden ABD eksenine yaklaşırken, bu dönüşüm İsrail ile diplomatik ilişkilerin de güçlenmesine yol açıyor.
Gazze konusuna da değinen Netanyahu, Trump ile yapılan görüşmelerin verimli geçtiğini ve iki ülke arasındaki stratejik bağların daha da pekiştiğini söyledi. Gazze’ye ilişkin olası planların hayata geçebilmesi için Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğunu vurgulayan Netanyahu, bu yaklaşımın gündemdeki çok maddeli planın temelini oluşturduğunu ifade etti.
Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’in hem İran dosyasında hem de küresel ittifaklar çerçevesinde daha sert ve net bir çizgi izlemeye hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. Bölgesel ve küresel gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde yapılan bu çıkış, önümüzdeki süreçte yeni gerilimlerin ve diplomatik hamlelerin habercisi olarak görülüyor.

