İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” iddianamesinde, eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kasası olarak gösterilen Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım’ın ayrıntılı beyanları yer aldı. Yıldırım, iki yıl önce iş insanı Haluk Ulusoy’a reklam ihalelerinden elde edildiğini iddia ettiği gelirle 5 milyon dolar borç verildiğini, borç geri ödenmeyince Ulusoy’un Levent’teki villasının devredildiğini anlattı.
Yıldırım’ın ifadesine göre, 2023 yılında Haluk Ulusoy’un İmamoğlu’ndan borç istediği, paranın da İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın talimatıyla Hüseyin Köksal üzerinden verildiği belirtildi. Borcun uzun süre ödenmemesi üzerine Köksal devreye girerek Ulusoy’la görüştü. Ödeme yapılamayınca Ulusoy’un Levent’teki lüks villayı, Köksal üzerine kayıtlı Car-Sal Reklamcılık adlı firmaya devrettiği iddia edildi. Savcılık, villanın gerçekten de Car-Sal’a geçtiğini tapu kayıtlarıyla doğruladı.
Yıldırım, reklam ihalelerinden gelen paraların bir bölümünün İmamoğlu İnşaat’a aktarıldığını, en yoğun akışın 2021 ve 2022 yıllarında olduğunu söyledi. İddiaya göre, şirket ortaklarından Mevlüt İmamoğlu’nun ayrılması sırasında ödenen yüksek miktarlı paranın önemli bir kısmı da bu ihalelerden gelen kaynaklardan karşılandı.
Yıldırım, Laleli’deki döviz bürolarının da para trafiğinde rol oynadığını öne sürdü. Bu bürolardan CHP’nin kurultay sürecinde kullanılmak üzere para gönderildiğini duyduğunu, paraların Ankara’ya yönlendirildiğini iddia etti. Ayrıca, 2025 Ocak sonunda Hüseyin Köksal’ın kendisine yurt dışına çıkış için hazırlıklı olması gerektiğini söylediğini, bunun da operasyon beklentisini gösterdiğini savundu.
İddianameye yansıyan diğer bir bölümde, Beykoz’daki bir villada Murat Ongun, Hüseyin Köksal ve bazı isimlerin kumar oynadığı, belediyeye ait gelirlerin döviz bürolarında dolara çevrildiği ve bir kısmının siyasi süreçlerde kullanıldığı ileri sürüldü.
Yıldırım, ihalelerden gelen nakit paraların 30–40 gün içinde elden paylaştırıldığını, İmamoğlu’nun payına düşen tutarın tamamının doğrudan şirket hesaplarına aktarılmadığını, şirketlerin ihtiyacına göre farklı yönlendirmeler yapıldığını da söyledi.
Bu ifadeler, soruşturma dosyasının en kritik bölümlerinden biri olarak iddianamede yer aldı.

