İran’ın savaş stratejisi: Zafer değil, ayakta kalma mücadelesi

Tarih:

İran’ın ABD ve İsrail ile genişleyen çatışmadaki askeri yaklaşımı, klasik anlamda bir zafer hedefinden çok hayatta kalma ve caydırıcılık üzerine kurulu görünüyor. Analistlere göre Tahran yönetimi bu senaryoya yıllardır hazırlanıyor ve savaşın seyrini dayanıklılık ve maliyet artırma stratejisi üzerinden şekillendiriyor.

İran liderliği, bölgedeki politikalarının bir noktada İsrail veya ABD ile doğrudan çatışmayı tetikleyebileceğini uzun süredir öngörüyordu. Geçtiğimiz yaz yaşanan 12 günlük savaşta İsrail’in ilk saldırıyı gerçekleştirmesi ve ardından ABD’nin sürece dahil olması, bu ihtimalin ne kadar gerçekçi olduğunu ortaya koymuştu.

Asimetrik savaş: Düşük maliyetli saldırılar, pahalı savunmalar

ABD ve İsrail’in gelişmiş askeri teknolojisi ve istihbarat kapasitesi karşısında İran’ın doğrudan bir askeri zafer planlamasının gerçekçi olmadığı değerlendiriliyor. Bunun yerine Tahran yönetimi, balistik füzeler, uzun menzilli insansız hava araçları ve bölgedeki müttefik silahlı gruplar üzerinden çok katmanlı bir caydırıcılık stratejisi kurdu.

İran’ın hesaplarından biri de savaşın ekonomik boyutu. İran tarafından kullanılan birçok tek yönlü drone ve füze nispeten düşük maliyetli. Buna karşılık ABD ve İsrail’in kullandığı önleme sistemleri oldukça pahalı. Uzayan bir savaş, rakip tarafların yüksek maliyetli savunma sistemlerini sürekli kullanmasını gerektiriyor.

Hürmüz Boğazı savaşın ekonomik kozlarından biri

Enerji piyasaları da İran’ın stratejisinde önemli bir rol oynuyor. Dünyanın en kritik petrol ve gaz geçiş noktalarından biri olan Strait of Hormuz üzerindeki riskler bile küresel enerji fiyatlarını yükseltmeye yetebiliyor.

İran’ın bu boğazı tamamen kapatmasına gerek kalmadan, yalnızca tehdit veya sınırlı kesintilerle bile uluslararası piyasalar üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, bazı ülkelerin savaşın büyümemesi için diplomatik baskı kurmasına yol açabilir.

Bölge ülkelerine mesaj: ABD üsleri risk altında

İran’ın Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman ve Irak gibi ülkelerdeki hedeflere yönelik füze veya drone saldırıları da stratejik bir mesaj içeriyor. Bu saldırılar, ABD güçlerine ev sahipliği yapan ülkelerin potansiyel risk altında olduğunu göstermek amacı taşıyor.

Ancak bu yaklaşım oldukça riskli. Bu ülkelerin ABD ve İsrail’e daha fazla yaklaşmasına ve İran’ın bölgesel olarak daha da yalnızlaşmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.

Komuta yapısında merkezi olmayan sistem

İran askeri doktrini özellikle Islamic Revolutionary Guard Corps içinde merkezi olmayan komuta unsurlarını da barındırıyor. Bu yapı, ağır saldırılar altında bile operasyonların devam edebilmesi için tasarlanmış durumda.

İletişim ağlarının kesilmesi, üst düzey komutanların hedef alınması ve ABD ile İsrail’in hava üstünlüğü gibi faktörler nedeniyle bazı yerel komutanlara önceden belirlenmiş hedefler doğrultusunda hareket etme yetkisi verildiği değerlendiriliyor.

Bu sistem, üst düzey isimlerin öldürülmesinden sonra bile İran güçlerinin operasyonlarını sürdürebilmesini açıklayan faktörlerden biri olarak görülüyor.

Her iki taraf da zamanın kendi lehine olduğuna inanıyor

İran’ın stratejisi, rakiplerinin savaşı sürdürme maliyetinin zamanla artacağı varsayımına dayanıyor. Tahran yönetimi, dayanabildiği sürece siyasi ve ekonomik baskının karşı tarafa yönelmesini bekliyor.

Ancak bu stratejinin de sınırları var. İran’ın füze stokları sınırlı ve üretim tesisleri saldırı altında. Mobil füze rampaları sürekli hedef alınıyor ve yenilerinin üretilmesi zaman alıyor.

Öte yandan İsrail de hava savunma sistemlerine tamamen güvenemiyor ve her savunma ihlali kamuoyunda ciddi bir psikolojik etki yaratıyor. ABD ise bölgesel tırmanış, enerji piyasalarındaki dalgalanma ve uzun süren operasyonların maliyeti gibi faktörleri hesaba katmak zorunda.

Sonuç olarak her iki taraf da zamanın kendi lehine olduğunu düşünüyor. Ancak analistlere göre iki tarafın aynı anda haklı olması mümkün değil.

İran için bu savaşın nihai hedefi askeri bir zafer değil. Asıl hedef, savaşın sonunda ayakta kalabilmek. Ancak bunun bölgedeki ilişkileri kalıcı şekilde zedelemeden başarılıp başarılamayacağı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.

Cuakay Akademi
Cuakay Akademi
Biz, düşünce dünyasında önemli bir yer edinmiş Türkiye ve dünya genelindeki ilişkileri derinlemesine inceleyen bir düşünce kuruluşuyuz. Amacımız, Think tank yapısıyla uzmanlık alanlarımıza özgü özgün makaleler ve içerikler üreterek bilgiye katkıda bulunmaktır. Ancak bizim için sadece yazı yazmakla sınırlı değil, aynı zamanda farklı yeteneklere sahip bireyleri bünyemizde görmekten mutluluk duyarız.
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Gönderiyi paylaş:

Abone ol

spot_imgspot_img

Popüler

Benzer Konular
Benzer Konular

İran, Ateşkes Sırasında Füze Üretimini Artırdı

İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (IRGC) sözcüsü Hüseyin Mohebi,...

Enerji Bakanı Bayraktar TRT Haber’de Soruları Yanıtladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TRT Haber'e...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş’taki Saldırıda Hayatını Kaybedenlerin Ailelerini Ziyaret Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Ekim 2023'te Kahramanmaraş'taki okul...

Yüksek Askeri Şura Toplantısı Sonrasında TSK’nın Komuta Eğitimi Yenilendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan Yüksek Askeri Şura...