Çinli Elektrikli Araç Üreticilerinin Türkiye Pazarına Yatırımları

Tarih:

Çinli Elektrikli Araç Üreticilerinin Türkiye Pazarına Yatırımları: Mevcut Durum, Zorluklar ve Çözüm Önerileri

Çevresel sürdürülebilirliğe yönelik artan kaygılar, daha çevreci ulaşım alternatiflerine yönelik artan talep ve teknolojideki gelişmelerin etkisiyle, elektrikli mobiliteye yönelik küresel değişim benzeri görülmemiş bir ivme kazanmıştır. Bu kapsamda Elektrikli araçlar (EV), otomotiv sektöründe karbon emisyonlarını azaltma, çevre dostu üretim ve enerji bağımsızlığı konularında büyük değişimler oluşturmaktadır. 2030 yılına kadar küresel elektrikli araç satışlarının toplam otomotiv pazarının %40’ını oluşturacağı tahmin edilmektedir. Çin, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi ve yatırımcısı olarak bu dönüşümde lider rol oynamaktadır.

Türkiye ise Avrupa ve Asya arasında köprü görevi gören coğrafi konumu, büyüyen otomotiv endüstrisi ve büyüyen iç pazarıyla bu tür girişimler için stratejik bir merkez olarak ortaya çıkmaktadır. Çinli üreticiler Türkiye’nin konumu, büyüyen otomotiv altyapısı, nitelikli işgücü ve elverişli yatırım politikalarından faydalanmak istemektedir.  Bu nedenle Türkiye, pazarlarını genişletmek, rekabet avantajlarından yararlanmak ve Avrupa pazarına açılmak isteyen başta BYD (Build Your Dreams) olmak üzere Çinli EV üreticileri için cazip bir yatırım noktası haline gelmiştir.

Bu makale, Türkiye’deki elektrikli araç yatırımlarının mevcut durumunu incelemekte, başta Çinli EV markaları olmak üzere üreticilerin karşılaştığı veya karşılaşabilecekleri zorlukları vurgulamakta, sürdürülebilir ve rekabetçi bir elektrikli araç ekosistemini teşvik etmek için potansiyel çözüm önerilerini sunmaktadır.

  1. Türkiye Elektrikli Araç Pazarı

 Türk otomotiv endüstrisi geleneksel olarak farklı model ve tiplerde araçlar üreterek küresel pazarda güçlü bir oyuncu olmuştur. Bununla birlikte, elektrikli araçlara olan talep manzarayı hızla değiştiriyor ve ülke uluslararası yatırımcıları çekmek için tasarlanan politikalardan yararlanarak elektrikli araçlar için önemli bir üretim merkezi haline gelmek üzere kendini konumlandırıyor.

Türkiye, elektrikli araçların sürdürülebilir kalkınma gündeminin önemli bir bileşeni haline gelmesiyle birlikte otomotiv sektöründe hızlı bir dönüşüme tanıklık ediyor. Türk hükümeti, elektrikli araçların karbon emisyonlarını düşürme ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmadaki önemini kabul ederek bu alana yönelik adımlar atmıştır. Bu doğrultuda, mütevazı bir başlangıçtan hareket eden elektrikli araç pazarı, son yıllarda kayda değer bir büyüme göstermiştir.

 1.1. Pazar Dinamikleri ve Mevcut Durum

Türkiye’nin otomotiv endüstrisi geleneksel olarak ekonomisindeki en önemli sektörlerden biri olmuştur. Ülke, hem içten yanmalı motorlu (ICE) hem de elektrikli araçların yerel üretimine aktif olarak katılan Ford, Fiat, Renault ve Toyota dahil olmak üzere birçok çok uluslu otomobil üreticisine ev sahipliği yapmaktadır.

Türk hükümetinin sera gazı emisyonlarını azaltma ve sürdürülebilirliği teşvik etme konusundaki kararlı tutumu, geleneksel benzinli ve dizel araçların uzun yıllardır süregelen hakimiyetine rağmen, otomotiv sektöründe elektrifikasyona doğru önemli bir dönüşüm başlatmıştır (Öztürk, 2022). Bu politika değişikliği, çevresel hedeflere ulaşmanın yanı sıra ekonomik ve teknolojik yeniliklerin önünü açmayı da amaçlamaktadır.

Türkiye’nin elektrikli araç (EV) sektörü, küresel trendlerin de etkisiyle hızla büyüyen, ancak hâlâ gelişmekte olan bir pazardır. Son yıllarda, hem hükümet teşvikleri hem de tüketicilerin çevre bilinciyle hareket etmesi, otomotiv sektöründe elektrikli araçlara olan talebi artırmıştır. Bu durum, yerli üretim yatırımlarından altyapı projelerine kadar birçok alanda yenilikçi adımları beraberinde getirmiştir. Elektrikli araçlara olan ilginin giderek artması, sektörün önümüzdeki yıllarda daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını göstermektedir.

Özellikle Türk şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum tarafından geliştirilen Türkiye’nin yerli ve milli elektrikli otomobili TOGG (Türkiye Otomobil Girişim Grubu)’un piyasaya sürülmesi, sektöre olan ilgiyi artırmıştır. Elektrikli araç sektöründe dikkat çeken bir diğer önemli eğilim, Türk ve uluslararası oyuncular arasındaki iş birliğinin artmasıdır. Bu iş birlikleri, Türkiye’nin elektrikli mobilite alanındaki potansiyelini daha da öne çıkarmaktadır. TOGG’un piyasaya sürülmesi, otomotiv sektöründe yerel üretim açısından önemli bir ivme sağlamıştır. Bu girişim ile, yalnızca Türkiye pazarında değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte de rekabet etmeyi hedeflemektedir.

Türkiye’deki elektrikli araç sayısı, son yıllarda hızlı bir artış göstermiştir. 2020 yılında sadece 2.797 araç olan elektrikli araç sayısı, 2021’de yaklaşık iki kat artarak 6.267’ye ulaşmıştır. Bu büyüme 2022 yılında da hızlanmış ve sayı 14.552 olmuştur. Ancak asıl çarpıcı artış 2023’te gerçekleşmiş ve elektrikli araç sayısı beş kattan fazla bir artışla 80.043’e çıkmıştır. 2024 yılına gelindiğinde ise (Ekim itibarıyla) bu sayı 153.772’ye ulaşmıştır. Bu veriler, Türkiye’de elektrikli araçların hızlı bir şekilde benimsenmeye başladığını ve bu alandaki büyümenin ivme kazandığını göstermektedir.

Türkiye’de Yıllara Göre Elektrikli Araç Sayısı Değişimi (TÜİK-Ekim 2024)
Türkiye’de Yıllara Göre Elektrikli Araç Sayısı Değişimi (TÜİK-Ekim 2024)

Grafik 1: Türkiye’de Yıllara Göre Elektrikli Araç Sayısı Değişimi (TÜİK-Ekim 2024)

Yukarıdaki grafik, Türkiye’deki elektrikli araç satışlarının 2020’den 2024’e kadar olan artışı gösterilmektedir. Bu dikkat çekici büyüme, hem yerel hem de uluslararası oyuncuların pazara olan ilgisini artırmıştır.

Çinli elektrikli araç üreticilerinin sektöre girişi ise rekabet dinamiklerini önemli ölçüde değiştiren yeni bir gelişme olarak öne çıkmıştır. Dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı olan Çin, elektrikli araç teknolojisi, üretim kabiliyetleri ve ölçek ekonomileri açısından önemli avantajlara sahiptir. BYD, NIO ve Geely gibi büyük Çinli şirketler, güçlü teknolojik altyapıları, verimli tedarik zincirleri ve uygun fiyatlandırma stratejileriyle Türkiye pazarına hızlı bir giriş yapmıştır. Çinli firmaların Türkiye’ye girişi, küresel genişleme stratejisinde önemli bir adımı işaret ediyor. Bu şirketler, elektrikli mobiliteye yönelik artan talepten faydalanarak Türkiye pazarında önemli bir yer edinmeyi hedeflemektedir (Wang & Li, 2020). Bu durum, Türkiye’nin lojistik ve ticari avantajlarının yanı sıra, elektrikli araç sektöründe hızla büyüyen bir pazar olduğuna işaret etmektedir. Türkiye önümüzdeki dönemde, elektrikli araç tedarik zincirinde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki pazarları hedefleyen bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet verecek bir potansiyele sahiptir.

1.2. Yatırım Eğilimleri

Türkiye’nin otomotiv ihracatı, son yıllarda küresel ekonomik dalgalanmalara ve sektördeki değişimlere rağmen güçlü bir performans sergilemiştir. Bu süreçte, Türkiye hem geleneksel araç üretiminde hem de sürdürülebilir mobilite çözümlerine yönelik yatırımlarda dikkat çekici bir artış göstermiştir.

Aşağıda, 2018-2024 yılları arasında Türkiye’nin otomotiv ihracatına ilişkin genel eğilimler incelenmiştir.

Türkiye’nin Otomotiv İhracat İstatistikleri

Grafik 2: Türkiye’nin Otomotiv İhracat İstatistikleri

2018-2024 arasında Türkiye’nin otomotiv ihracatı, 2018(31.6 Milyar USD) ve 2019’da durağan bir seyir izledikten sonra 2020’de pandemi nedeniyle sert bir düşüş yaşamıştır. 2021 itibarıyla toparlanma başlamış, 2022 ve 2023 (32.8 Milyar USD) yıllarında düzenli bir artışla büyüme trendine girmiştir. Pandemi sonrası güçlü bir toparlanma ve istikrarlı bir büyüme ile 2024’te 34.5 milyar USD olarak dönemin en yüksek seviyesine ulaşması beklenmektedir.

2023 ve 2024 yıllarında, özellikle elektrikli araç yatırımlarının hızlanması ve bu segmentteki ihracat potansiyelinin artmasıyla ihracat rakamlarında büyüme görülmüştür. Bu dönemdeki ihracat eğilimleri, sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik yatırımların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına olan coğrafi yakınlığı, düşük iş gücü maliyetleri ve vergi teşvikleri gibi politikalar, ülkeye hem yerel hem de uluslararası yatırımcıların ilgisini artırmış, bu da ihracata pozitif yansımıştır.

Özellikle elektrikli araç pazarındaki büyüme, Türkiye’nin bu alanda üretim ve ihracat için bölgesel potansiyelini ortaya koyuyor. Türkiye’nin büyüyen elektrikli araç sektçrü, TOGG (Türkiye Otomobil Girişim Grubu) gibi yerel oyuncuların yatırımlarıyla güçlenmeyi sürdürmektedir. TOGG, Gemlik’teki 2 milyar dolarlık üretim tesisi ve Çinli Farasis ile yapılan batarya ortaklığı, Türkiye’nin entegre bir elektrikli araç ekosistemi oluşturma vizyonunu yansıtmaktadır.

Bu bağlamda, Çin’in önde gelen elektrikli araç üreticisi BYD’nin Türkiye’nin Manisa bölgesinde 1 milyar dolarlık bir fabrika yatırımı yapacağını duyurması, sektör açısından bir dönüm noktası niteliğindedir. BYD, bu proje kapsamında 2026 yılına kadar yıllık 150.000 elektrikli araç üretmeyi ve İzmir yakınlarında bir araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) merkezi kurmayı hedefliyor. Bu yatırım, BYD’ye gümrük birliği anlaşması kapsamında AB pazarına gümrüksüz erişim sağlıyor. Ayrıca, BYD’nin Manisa’daki üretim tesisi de yaklaşık 5.000 kişilik istihdam yaratarak yerel ekonomik kalkınmaya katkıda bulunması beklenmektedir.

BYD bu hamlesi ile hem Türkiye’yi hem de Avrupa pazarlarını hedef alarak, Türkiye’nin elektrikli araç üretiminde bir merkez olma isteğine katkı sağlıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin sürdürülebilir otomotiv teknolojilerinde bölgesel liderlik hedeflerine önemli bir ivme kazandıracaktır.

1.3. Rekabet Ortamı ve Kilit Oyuncular

Türkiye’nin elektrikli araç pazarı, hem yerel hem de uluslararası oyuncuların kıyasıya rekabet ettiği, dinamik ve büyüyen bir alan haline gelmiştir. Bu pazarda yer alan aktörler, maliyet avantajı, teknoloji liderliği ve yerel üretim teşviklerini en iyi şekilde değerlendirerek stratejik üstünlük sağlama çabasındadır.

Türkiye’nin elektrikli araç sektörü, uluslararası oyuncuların katılımıyla daha rekabetçi ve çeşitlilik içeren bir yapıya kavuşurken, TOGG gibi yerel markalar da bu rekabet ortamına katkı sağlamaktadır. Yerli oyuncu TOGG, Türkiye’nin otomotivde küresel rekabete uyum sağlama hedefinde, sektörde kilit bir rol üstleneceği aşikardır. Öte yandan, Tesla, Hyundai, Ford ve Toyota gibi otomotiv devleri de hem Türkiye’deki mevcut üretim hatlarına hibrit ve tamamen elektrikli modeller entegre ederek hem de yeni satış ağları ile rekabetçi konumlarını koruma ve güçlendirme yoluna gitmektedirler.

BYD, MG, Chery ve Geely gibi Çinli üreticiler ise sundukları uygun maliyetli ve donanımlı modellerle rekabeti şekillendiren önemli aktörler arasında yer almaktadır. Örneğin, Çinli BYD’nin Türkiye’de üretim tesisi kurma isteği, uluslararası oyuncuların yerel pazarda stratejik adımlar attığını göstermektedir.

1.4. Hükümetin Politikaları

Türk hükümeti, elektrikli araç sektörünü desteklemek amacıyla kapsamlı bir teşvik politikası izlemektedir. Bu politikalar, çevre dostu ulaşımı yaygınlaştırmayı, karbon emisyonlarını azaltmayı ve yerli üretimi teşvik etmeyi hedeflemektedir. Uygulanan politikalar, vergi avantajlarından şarj altyapısının geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

1.4.1.Vergi Avantajları ve Finansal Destekler 

Hükümet, elektrikli araçları daha erişilebilir hale getirmek için vergi düzenlemelerine önemli bir ağırlık vermiştir. Bu kapsamda:

  • Vergi oranları: Düşük batarya kapasitesine sahip elektrikli araçlar için ÖTV oranları %10’a kadar düşürülmüş, diğer araçlarda da benzer indirimler uygulanmıştır. Bu düzenleme, elektrikli araçların satın alınabilirliğini artırmıştır.

Tablo 1: Türkiye’de Elektrikli Araçlar İçin Vergi Oranları

Araç Tipi ÖTV Oranı (%) KDV Oranı (%)
Motor gücü < 85 kW 10 18
Motor gücü 85 kW-120 kWh %25 18
Motor gücü > 50 kWh %60 18

 

Bununla birlikte, yüksek batarya kapasitesine sahip araçlar için vergi oranları nispeten artırılmıştır. Politika belgelerinde bu araçların kullanımını teşvik etmeye yönelik bir yaklaşım benimsenmiş olsa da, uygulamada bu politikanın etkileri beklenildiği şekilde gerçekleşmemiştir.

  • Kredi Limitleri: Elektrikli araç alımlarını kolaylaştırmak için araç kredi limitleri 400.000 TL’den 1 milyon TL’ye çıkarılmıştır. Bu değişiklik, özellikle orta ve üst segmentteki tüketiciler için finansal kolaylık sağlamıştır.

1.4.2. Yerli Üretimin Teşviki 

Hükümet, yerli üretime öncelik vererek bu alanda küresel bir rekabet gücü kazanmayı hedeflemektedir:

  • 2020 yılında Türkiye’nin ilk yerli üretim elektrikli otomobili olan TOGG, sektörde yerli üretim kapasitesinin artırılması yolunda önemli bir adım olarak lanse edilmiştir.
  • 2030 yılına kadar 1 milyon elektrikli araç üretimi hedefi, bu vizyonun bir parçasıdır. Mevcut teşvik düzenlemeleri, yerli üretimi ithal araçlara göre daha avantajlı kılarak bu hedefi desteklemektedir.

1.4.3. Şarj Altyapısının Geliştirilmesi

Elektrikli araçların yaygınlaşması için gerekli altyapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar da öncelikli politikalar arasındadır:

  • 2022 yılında açıklanan teşvik paketiyle hızlı şarj istasyonlarına yönelik yatırımlara 300 milyon TL sübvansiyon sağlanmıştır.
  • Türkiye genelinde şarj istasyonu ağının hızla genişlemesi için finansal destekler verilmiş ve düzenlemeler yapılmıştır.

1.4.4. Karbon Emisyonlarını Azaltma Hedefi

Hükümetin teşvik politikaları, sadece ekonomik fayda değil, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini de gözetmektedir. Bu kapsamda:

  • Çevre dostu araçlar üreten firmalar için yeşil sertifika uygulamaları geliştirilmiştir.
  • Şarj altyapısının genişletilmesiyle, elektrikli araçların cazibesi artırılarak karbon emisyonlarının azaltılması hedeflenmiştir.

Vergi avantajlarından altyapı yatırımlarına kadar geniş kapsamlı politikalar, çevresel sürdürülebilirlik ve yerli üretimin güçlendirilmesi gibi stratejik hedeflerle uyumlu şekilde yürütülmektedir.

1.5. Tüketici Davranışları

Türk tüketiciler, elektrikli araçlara geçişte hâlâ geleneksel içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla tereddüt yaşamaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında yüksek başlangıç maliyetleri, sınırlı şarj altyapısı ve menzil kaygıları yer almaktadır. Yapılan bir ankete göre, tüketicilerin %65’i elektrikli araçların yüksek maliyetinden, %45’i ise şarj altyapısının yetersizliğinden endişe duymaktadır. Ayrıca, elektrikli araçlara yönelik artan tüketici talebi güçlü olsa da yüksek enflasyon ve sınırlı finansman seçeneklerinden etkilenmeye devam etmektedir. Ancak, hükümetin teşvik politikaları, artan çevre bilinci ve farkındalık ile bu engelleri aşılma eğilimindedir.

  1. Çinli Elektrikli Araç Üreticilerinin Türkiye’deki Faaliyetleri

Son dönemde Çinli markaların Türkiye pazarına olan ilgisinde belirgin bir artış yaşanırken, bu ilgi pazara giren firma sayısının da artmasını sağladı. BYD’nin Türkiye’ye yönelik yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım kararı, bir ‘‘kelebek etkisi’’ yaratarak DFSK, Skywell, Chery, MG ve SWM gibi Türkiye’de yatırım yapmayı planlayan diğer Çin markalarına da olumlu yansıyacağı öngörülüyor. Bugün Türkiye otomotiv pazarında Skywell, MG, Chery, Geely Leapmotor, Seres, Maxus, Hongqi, DFSK, BYD, NETA, SWM, XPeng ve NIO olmak üzere toplam 14 Çin menşeli marka faaliyet gösteriyor.

Bu markaların arasında, BYD, XPeng ve NIO gibi elektrikli araç üreticileri Türkiye pazarında önde gelen oyunculardır.

  • BYD: Çin’in lider EV markası, Türkiye pazarına lüks sedan ve SUV modelleriyle giriş yapmıştır.
  • NIO: Türkiye pazarında şarj altyapısına yatırım yaparak farklı bir giriş stratejisi izlemektedir.
  • XPeng: Türkiye’ye ekonomik fiyatlı EV modelleri sunmayı hedeflemektedir.

Bu şirketler Türkiye pazarına genellikle üç ana yöntemle giriş yapmaktadır:

  1. İthalat ve Distribütörlük: BYD ve XPeng gibi markalar, Türkiye’ye distribütör aracılığıyla giriş yapmıştır. Bu firmalar yerel distribütörlerle iş birliği yaparak maliyetleri minimize etmektedir.
  2. Yerel Üretim ve Montaj: Çinli şirketler, yerel partnerlerle iş birliği yaparak Türkiye’de montaj hatları kurmayı değerlendirmektedir. Batarya üretimi ve montaj hatlarının Türkiye’de kurulması planlanmaktadır.
  3. Doğrudan Yatırımlar: Türkiye, Avrupa pazarına giriş için bir üretim üssü olarak değerlendirilmektedir. Büyük sermaye yatırımlarıyla fabrikalar kurmak, hem iç pazar hem de Avrupa pazarına açılmak için cazip bir stratejidir. BYD Türkiye’ ye yapacağı yatırımı, Avrupa pazarına giriş için bir üretim üssü olarak değerlendirmektedir.

BYD, Türkiye pazarına lüks segmentte giriş yaparak yüksek gelir grubunu hedeflemiştir. Uyguladığı fiyat-performans stratejisi, pazarda olumlu karşılanmıştır. Bazı Çinli markalar ise yanlış fiyatlandırma politikaları ve düşük marka bilinirliği nedeniyle hedefledikleri başarıyı elde edememiştir.

Kasım 2023’te Türkiye pazarına büyük hedeflerle giriş yapan Çinli elektrikli araç üreticisi Hozon Neta, satış faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Şirket, satışlara başladıktan kısa bir süre sonra, Ticaret Bakanlığı’nın Çin’den ithal edilen elektrikli araçlarla ilgili tüketiciyi koruma amaçlı yeni düzenlemeleri devreye almasıyla karşılaştı. Bu durum, finansal açıdan güçlü olmayan Çinli markaların Türkiye’deki operasyonlarını olumsuz etkileyebileceğini göstermiştir.

  1. Türkiye’deki Elektrikli Araç Üreticilerinin Karşılaştığı Zorluklar

 Gelecek vaat eden pazar dinamiklerine rağmen, Çinli elektrikli araç üreticileri Türkiye’ye yatırım yaparken çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Bunların başında, özellikle Türkiye ve Avrupa pazarlarında yerel otomotiv üreticilerinin güçlü bir varlığa ve sadık bir müşteri kitlesine sahip olmaları nedeniyle, yerleşik uluslararası oyuncularla rekabet etmek yer almaktadır. Çinli üreticiler, BYD gibi markaların hızlı büyümesi ve uygun fiyatlı elektrikli araçlara olan yüksek talep doğrultusunda, rekabetçi fiyatları koruyarak yüksek kaliteli ürünler sunma baskısı ile karşı karşıya kalmaktadır.

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin karmaşık düzenleyici çerçevesi de Çinli elektrikli araç şirketleri için önemli bir engel teşkil etmektedir. Yerel üretim tesisleri kurma ve tedarik zinciri şeffaflığına dair katı gereklilikler, bu şirketlerin Türkiye’de faaliyet gösterirken karşılaştıkları zorluklar arasında yer almaktadır. Bu düzenlemeler, yerli sanayilerin korunması ve istihdam yaratılması amacıyla getirilmiş olsa da, yabancı yatırımcılar için operasyonel maliyetleri artırabilmektedir. Örneğin, şirketlerin belirli sayıda yerel bayi ve servis ağı kurma zorunluluğu, pazara girişte önemli bir engel oluşturabilir.

Bir diğer zorluk ise, Çin menşeli ürünlere yönelik kültürel ve tüketici algısıdır. Çinli elektrikli araç üreticileri, uygun fiyatları ve teknolojik yenilikleriyle tanınsalar da, bazı pazarlarda hâlâ şüpheyle karşılanmaktadır. Bu algıyı aşabilmek için BYD gibi şirketler, Ar-Ge merkezlerine yatırım yaparak ve yerel işletmelerle güçlü bağlar kurarak Türkiye pazarında sağlam bir yerel varlık oluşturmayı hedeflemektedir.

Türkiye’deki elektrikli araç sektörü umut verici bir büyüme potansiyeline sahip olsa da, özellikle yabancı yatırımcılar için sektördeki büyümeyi engelleyen düzenleyici engeller, altyapı eksiklikleri, ekonomik dalgalanmalar ve rekabet ortamı gibi çeşitli zorluklar bulunmaktadır. 

  1. Düzenleyici Zorluklar 

Çinli elektrikli araç üreticileri Türkiye pazarına girerken genellikle yüksek ithalat vergileri ve tarifelerle karşılaşmaktadır. Bu tarifeler, Türkiye’nin yerel sanayileri korumaya yönelik korumacı politikalarının bir parçasıdır. Yüksek ithalat vergileri, Çinli şirketlerin, Avrupalı ve Amerikalı rakiplerine göre sahip oldukları maliyet avantajını azaltarak araçlarını daha az rekabetçi hale getirebilmektedir.

Şirketlerin Türkiye’deki faaliyetleri için gerekli onayları almak için bürokratik süreçlerden geçmeleri gerekiyor ve bu da yatırım kararlarını geciktirebiliyor. Ayrıca, Türkiye’deki elektrikli araç tüketicileri ve üreticilerine yönelik sübvansiyon politikaları ise sıkça değişebildiği için uzun vadeli planlama yapmayı zorlaştırmaktadır. 

Türkiye’deki vergi ve ithalat düzenlemeleri, Çinli üreticiler için önemli bir engel oluşturmaktadır. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranları motor gücü ve batarya kapasitesine göre belirlenmekte, bu da bazı modellerin fiyatlarını önemli ölçüde artırmaktadır. Yerli üretim teşviklerinin ithalatı sınırlaması ise Çinli üreticiler için rekabet dezavantajı yaratmaktadır. Örneğin, hükümet yerel elektrikli araç üreticilerini Çin elektrikli araçlarına uygulanan %40 ithalat vergisinden muaf tutarak yerel üretimi ve Türkiye’de üretim yatırımlarını teşvik etmiş ancak yerel olmayan oyuncularla potansiyel ticari anlaşmazlıklar yaratmıştır.

Aralık 2023’te Türk hükümeti, müşteri güvenliğini sağlamak, satış sonrası hizmet kalitesini artırmak ve batarya geri dönüşüm süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla elektrikli araç ithalatı için yeni kriterler getirdi. Bu yeni düzenlemeler kapsamında, elektrikli araç ithal etmek isteyen şirketler izin başvurusunda bulunmalı ve aşağıdaki zorlayıcı kriterleri yerine getirmelidir:

  • İthal edilen elektrikli araçların satış sonrası montaj, bakım ve onarımı için Türkiye’nin 7 bölgesinde en az 20 yetkili servis istasyonu kurulduğuna dair Türk makamlarından alınan sertifika.
  • Elektrikli araçların alım, satım, bakım ve onarımından sorumlu kişiler, elektrikli araçların alım, satım, bakım ve onarımı için Türk makamlarından yeterlilik belgesine sahip olmalıdır.
  • Her marka için en az 40 personel ile Türkiye’de bulunan bir Türkçe çağrı merkezi aracılığıyla hizmet verebilmelidir.
  • Ülkede ikamet eden yetkili bir temsilciye sahip olmak.
  • Batarya sistemlerinin izlenmesi, kontrolü ve denetimi ile ilgili yürütülmesi gereken prosedürleri kabul eden yazılı bir beyan sunmalıdır.
  1. Altyapı Eksiklikleri

Türkiye’de elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri, yetersiz şarj altyapısıdır. Elektrikli araçlara olan talep arttıkça, bu talepleri karşılayacak yeterli şarj istasyonu bulunmamaktadır. Özellikle küçük şehirlerde ve kırsal alanlarda kamuya açık şarj istasyonları sayısı sınırlıdır. Mevcut altyapı, ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde yoğunlaşmış olup, bu durum diğer bölgelerde elektrikli araç sahibi olma kolaylığını kısıtlamaktadır. Altyapı eksikliklerinin, elektrikli araçların performansını olumsuz yönde etkileyebileceği endişesi, Çinli üreticiler gibi global firmalar için önemli bir sorundur.

Bununla birlikte, şarj ağının genişlemesiyle birlikte, elektrikli araçların artan enerji taleplerini karşılayacak kapasiteye sahip enerji dağıtım şebekelerinin yeterliliği konusunda hala kaygılar bulunmaktadır. Ayrıca, kentsel alanlarda özellikle apartman komplekslerinde yeterli ev tipi şarj altyapısının olmaması da, elektrikli araçların daha geniş bir şekilde benimsenmesini engelleyen önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’deki elektrikli araç şarj istasyonlarının sayısı 2020’de 1.000’den 2024’te 21.000’e yükselmiş olsa da, mevcut altyapı gelecekteki talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır.

2024 yılı için Türkiye elektrik şarj istasyonları haritası Esarj şirketi
2024 yılı için Türkiye elektrik şarj istasyonları haritası Esarj şirketi

Şekil 1: 2024 yılı için Türkiye elektrik şarj istasyonları haritası Esarj şirketi

Türkiye’deki şarj istasyonlarının %50’si Marmara Bölgesi’nde, %20’si İç Anadolu Bölgesi’nde, %30’u ise diğer bölgelerde yer almaktadır. Bu dağılım, şarj altyapısının Marmara’da yoğunlaştığını, diğer bölgelerde ise gelişim potansiyeli bulunduğunu göstermektedir. Aşağıdaki grafikte bölgelere göre dağılım görülmektedir.

Grafik 3: Türkiye’de Şarj İstasyonlarının Bölgelere Göre Dağılımı

  1. Ekonomik Dalgalanma

Türkiye’nin ekonomik ortamı, elektrikli araç üreticileri için bir dizi zorluk oluşturmaktadır. Türkiye ekonomisi yüksek enflasyon, para biriminin değer kaybı ve jeopolitik istikrarsızlık dönemleri yaşadı ve bu da piyasada dalgalanmalara yol açtı. Yabancı yatırımcılar için bu durum, özellikle fiyatlandırma stratejileri ve uzun vadeli karlılık açısından karar verme sürecinde bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir.

Türk lirasının son yıllarda önemli ölçüde değer kaybetmesi, ithalatı daha pahalı hale getirmiş ve tüketicilerin satın alma gücünü azaltmıştır. Bu ekonomik durum, tipik olarak içten yanmalı motorlu muadillerinden daha yüksek fiyatlı olan elektrikli araçlara olan talebi etkilemektedir. Hükümet sübvansiyonlar sunsa da, bunlar tüketicilerin karşılaştığı ekonomik baskıları dengelemek için yeterli olmayabilir.

Ayrıca, Türkiye’de yerli marka TOGG ve Avrupa markaları, Çinli üreticiler için ciddi bir rekabet oluşturmaktadır. Bu durum, Çinli üreticilerin rekabetçi fiyat politikaları geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.

  1. Tüketici Benimsemesi ve Farkındalığı

Çinli elektrikli araç üreticileri için bir başka zorluk da Türk tüketiciler arasında elektrikli araçlara ilişkin farkındalığın nispeten düşük olmasıdır. Geleneksel benzinli araçlardan elektrikli araçlara geçiş, elektrikli araçların güvenilirliği, menzili ve maliyeti ile ilgili yerleşik algıların üstesinden gelinmesini gerektirmektedir. Genç ve çevreye duyarlı tüketicilerin elektrikli araçları benimsemesi daha kolay olsa da, Türk otomobil alıcılarının çoğunluğu bu geçişi yapma konusunda tereddütlüdür.

Dahası, Çinli markalı araçlara kalitesi ve satış sonrası hizmetleri konusunda hala şüphe ile yaklaşılmaktır. Çinli şirketlerin küresel pazarlardaki başarısına rağmen, Türk tüketicisi hala Çin ürünlerini Avrupalı veya Japon alternatiflerine kıyasla daha düşük kaliteyle ilişkilendirebilmektedir. Örneğin, Volkswagen, Renault, Toyota ve Honda gibi markalar, Türkiye pazarında geniş bir müşteri tabanına sahiptir. Bu algının üstesinden gelmek için marka inşası, müşteri eğitimi ve güçlü satış sonrası hizmetlerin sağlanması konularında ortak bir çaba gösterilmesi gerekecektir. Çinli markalar, özellikle ikinci el piyasası ve servis ağı gibi konularda tüketici güvenini artırmak için daha fazla çaba sarf etmelidir. Marka bilinirliğinin düşük olması, potansiyel alıcıların kararlarını etkileyebilmektedir.

  1. Zorlukların Üstesinden Gelmek için Potansiyel Çözümler Önerileri

Türkiye, elektrikli araç sektörü için güçlü bir pazar potansiyeli sunarken, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek için çeşitli stratejik çözümlerin uygulanması gerekmektedir. Hem yerel hem de uluslararası aktörler için fırsatlar sunan bu alanda, zorlukların üstesinden gelmek için hükümet politikalarından şirket stratejilerine kadar geniş bir yaklaşım benimsenmelidir. 

4.1. Düzenleyici Çerçevelerin Güçlendirilmesi 

Yabancı şirketlerin üretim ve tedarik yatırımlarını teşvik ederek iç ekonomiyi güçlendirmek, istihdam olanaklarını artırmak ve ithalat bağımlılığını azaltmak mümkündür. Bununla birlikte, hükümetin düzenleyici çerçeveyi geliştirmesi, yabancı üreticilerin Türkiye pazarına girişini kolaylaştırabilir. Özellikle Çinli üreticiler ve diğer yabancı yatırımcıların karşılaştığı zorluklar göz önünde bulundurularak, bu alanda stratejik çözümler geliştirilmesi fayda sağlayacaktır.

Yerel üretim tesislerinin kurulmasına yönelik süreçlerin sadeleştirilmesi ve adil rekabet ortamının korunması, yatırımları artırabilecek unsurlardır. Ayrıca, tüketicilere yönelik teşviklerin genişletilmesi, örneğin evde şarj altyapısına sübvansiyonlar ve daha erişilebilir araç finansmanı olanakları sunulması, sektörü daha cazip hale getirebilir.

Elektrikli araç yatırımlarını çekmek ve sürdürmek için Türkiye’nin açık ve tutarlı politikalar oluşturması gerekmektedir. Bunlar aşağıdakileri içermektedir:

  • İhracatı kolaylaştırmak için yerel düzenlemelerin AB standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi.
  • İmalatçıların yatırım risklerini azaltmak için uzun vadeli vergi teşvikleri sunmak.
  • Vergi düzenlemelerinde ithalatı teşvik eden yeni modeller oluşturulmalıdır.
  • Elektrikli araçlar için altyapı yatırımları artırılmalı ve özel sektörün bu alandaki rolü teşvik edilmelidir.
  • Türkiye, elektrikli araç yatırımlarına elverişli bir ortam sağlamak için düzenleyici istikrara odaklanmalıdır.
  • Tarifeler, yerelleştirme ve ticaret anlaşmalarına ilişkin şeffaf politikalar yatırımcı güvenini artırabilir.
  • Hükümet ayrıca AB ile olan gümrük birliği anlaşmasını elektrikli araçlara özgü hükümler içerecek şekilde modernize edebilir.
  • Türkiye, batarya üretimi ve geri dönüşümü de dahil olmak üzere elektrikli araç teknolojisinde Ar-Ge faaliyetlerini teşvik etmelidir.
  • TOGG gibi yerel oyuncular ile BYD gibi Çinli uluslararası devler arasındaki işbirlikleri teknolojik inovasyonu teşvik edebilir. Çinli firmalar ile Türk üreticiler arasındaki ortak girişimler, Çin uzmanlığından yararlanırken yerel içerik gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olabilir.
  • Kamu-özel sektör ortaklıkları, şarj istasyonlarının kentsel ve kırsal alanlarda yaygınlaştırılmasını hızlandırabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrikli araç şarj altyapısı ile entegre edilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına da yardımcı olacaktır.

4.2. Şirket Stratejileri 

Türkiye pazarındaki mevcut zorluklar göz önüne alındığında, Türkiye’deki elektrikli araç üreticileri, özellikle de Çinli firmalar, bu engelleri aşmak ve Türkiye pazarında başarılı olmak için çeşitli stratejik önlemler almalıdır.

  • Stratejik Ortaklıklar ve Yerel Üretim

Çinli elektrikli araç üreticileri için potansiyel bir çözüm, yerel Türk şirketleriyle stratejik ortaklıklar kurmaktır. Yerleşik yerel oyuncularla işbirliği yapmak, ithalat vergilerini azaltmaya ve pazara girişi kolaylaştırmaya yardımcı olabilir. Örneğin, Çinli üreticiler araçların yerel olarak montajı için Türk otomobil üreticileriyle ortaklık kurabilir veya Türkiye’deki üretim tesislerine ortak yatırım yapabilir. Bu sayede Çinli şirketler mevcut otomotiv ekosisteminden faydalanırken, yerli üretime yönelik devlet teşviklerinden de yararlanabilir. Ayrıca, yerel üretim, Çinli şirketlerin yüksek ithalat tarifelerinden kaçınarak ve yerel montajla ilişkili maliyet verimliliğinden yararlanarak daha rekabetçi fiyatlar sunmasını sağlayacaktır. Çinli üreticiler, araçlarının fiyatını düşürerek, elektrikli araçların yüksek maliyetiyle ilgili tüketici tereddütlerinin üstesinden gelebilir.

  • Şarj Altyapısına Yatırım

Çevre bölgelerdeki şarj istasyonlarının eksikliği, elektrikli araçların ülke genelinde yaygınlaşmasını engelleyen önemli bir engel olmaya devam etmektedir. Üreticiler, şarj istasyonlarının mevcudiyetini ve erişilebilirliğini artırarak Türkiye’de elektrikli araç sahibi olmanın ve kullanmanın rahatlığını artırabilir.

Çinli üreticiler, altyapı sorununu aşmak için şarj altyapısına doğrudan yatırım yapabilir veya kapsamlı bir ağ oluşturmak için kamu-özel sektör ortaklıkları ile enerji sağlayıcıları ve yerel yönetimlerle iş birliği yapabilirler. Özellikle kitlesel benimseme hedefleri olan Çinli firmalar, şarj altyapısına yatırım yaparak bu sorunu çözebilirler. Ayrıca, şarj istasyonları kurmak için büyük perakende zincirleri ve alışveriş merkezleriyle ortaklık kurmak, halkın ilgisini ve benimsemesini artırmaya yardımcı olabilir.

Ancak, üreticilerin araç üretimine yaptıkları yatırımlarla şarj altyapısına olan yatırımları arasında bir denge kurmaları gerektiği için bu durum bir ikilem yaratmaktadır.

  • Tüketici Eğitimi ve Pazarlama

Elektrikli araçların kalitesi ve pratikliği konusundaki tüketici şüpheciliğinin üstesinden gelmek için üreticilerin kapsamlı reklam ve tüketici eğitim kampanyalarına yatırım yapması gerekmektedir. Elektrikli araçların daha düşük işletme maliyetleri, sıfır emisyon ve devlet teşvikleri gibi faydalarını vurgulamak, kamu bilincini artırmaya ve benimsemeyi teşvik etmeye yardımcı olacaktır.

Çinli üreticiler ayrıca araçlarının teknolojik ilerlemelerini, dayanıklılığını ve yüksek kalite standartlarını vurgulayarak ürünlerini farklılaştırabilir. Güçlü servis ağları kurmak ve müşterilere uzun vadeli güvenilirlik sağlayan garantiler sunmak tüketici güvenini artırmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca, şirketler, sosyal sorumluluk projeleriyle de bu bilinci pekiştirebilirler.

  • Ekonomik Ortama Uyum Sağlama

Çinli üreticiler, Türkiye’deki ekonomik dalgalanmaların yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için değişen ekonomik koşullara uygun fiyatlandırma stratejileri geliştirmelidir. Leasing veya taksitlendirme planları gibi esnek finansman seçenekleri, elektrikli araçları tüketiciler için daha erişilebilir hale getirebilir.

Ayrıca üreticiler, elektrikli araç sektöründeki yatırımları teşvik eden istikrarlı ve uzun vadeli düzenlemeleri savunmak için Türk politika yapıcılarla sürekli diyalog halinde olmalıdır. Hem hükümet hem de üreticiler, elverişli bir politika ortamını teşvik ederek elektrikli araç endüstrisinin büyümesine ortaklaşa katkıda bulunabilirler. 

  • Fiyatlandırma: Çinli markalar, uygun fiyatlı ve erişilebilir modeller sunarak pazar payını artırabilir.
  • Yerelleşme: Çinli üreticiler, Türkiye’de yerel iş ortaklıkları kurarak veya montaj tesisleri açarak maliyet avantajı sağlayabilir. Bu durum, hükümet teşviklerinden faydalanmalarını kolaylaştırması ve yerli tüketicinin güvenini kazanmak açısından önemlidir.
  1. Çin-Türkiye Ekonomik İlişkileri Genel Bakış 

Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler 2008 mali krizinin ardından hızla gelişti. Bu süreçte Çin, Türkiye’deki altyapı, enerji ve ulaştırma projelerine önemli ölçüde yatırım yaparak ülkeye sermaye akışı sağladı. Özellikle, Çin’in Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım stoku, 2009 yılında 386 milyon dolar gibi mütevazı bir seviyedeyken, 2022 yılında 3 milyar dolara ulaşarak dikkate değer bir artış gösterdi.

Aşağıdaki grafikte 2013-2023 Yılları Arasında Çin’den Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yabancı Yatırımların (DYY) Toplam Stoku görülmektedir.

Milyon ABD Doları cinsinden Toplam DYY Stoku
Milyon ABD Doları cinsinden Toplam DYY Stoku

Grafik 4: Milyon ABD Doları cinsinden Toplam DYY Stoku 

Başta BYD olmak üzere Çinli üreticiler Türkiye’ye önemli bir giriş yapmıştır.

BYD Elektrikli araç

BYD’nin 2024’teki yatırımı, hem iç hem de ihracat pazarları için elektrikli araç üretmeyi amaçlayan bir üretim tesisi kurmayı içermektedir. Yatırımın binlerce kişiye istihdam yaratması ve Türkiye’nin elektrikli araç altyapısının geliştirilmesine katkıda bulunması açısından çok önemlidir.

Çin ve Türkiye Arasında aşağıda vurgulandığı gibi farklı ticari iş birlikleri kurulabilir:

  • Ticaret ve Teknoloji Transferi

Çinli şirketler, batarya teknolojileri ve akıllı araç yazılımları gibi alanlarda Türkiye’ye teknoloji transferi yapabilirler. Bu kapsamada, Türkiye’ye ileri teknoloji ve know-how transfer ederek iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirebilirler.

  • Yenilenebilir Enerji Ortaklıkları

Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine katkıda bulunacak şekilde elektrikli araçların çevresel faydaları vurgulanabilir ve işbirlikleri geliştirilebilir.

5.1. Gelecek Trendler ve Fırsatlar

Türkiye’nin elektrikli araç pazarı, artan tüketici bilinci ve devlet teşvikleri ile desteklenen önemli bir büyümeye hazırlanıyor. Türkiye, 2030 yılına kadar önemli bir kısmı ihracat pazarlarına yönelik olmak üzere yılda 1 milyondan fazla elektrikli araç üretmeyi hedeflemektedir. Ülkenin yenilenebilir enerji entegrasyonuna odaklanması ve küresel oyuncularla stratejik ortaklıklar kurması, elektrikli araç sektöründeki gidişatını şekillendirecektir.

Çinli Firmalar için Fırsatlar

  • Avrupa’ya erişim: Türkiye’nin AB ile olan gümrük birliği, Çinli firmaların Avrupa’ya gümrük vergisi olmadan araç ihraç etmesine olanak sağlamaktadır.
  • Uygun Maliyetli Üretim: Türkiye’nin düşük işçilik ve operasyonel maliyetleri Çinli firmalara rekabet avantajı sağlamaktadır.
  • Stratejik Konum: Türkiye’nin coğrafi konumu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya etkin bir şekilde dağıtım yapılmasını sağlamaktadır.

Çinli Firmalar için Riskler

  • Jeopolitik Belirsizlik: Türkiye’nin Batılı ülkeler ve Çin ile ilişkileri ticaret dinamiklerini etkileyebilir.
  • Yasal Düzenlemeler: Avrupa Birliği ile ilgili düzenlemeler, Türkiye’de faaliyet gösteren Çinli firmalara daha katı şartlar getirebilir.
  1. Sonuç ve Öneriler

Türkiye, stratejik coğrafi konumu, büyüyen otomotiv ekosistemi ve destekleyici politikaları sayesinde elektrikli araç (EV) yatırımları için cazip bir merkez olarak büyük bir potansiyel sunmaktadır. Bununla birlikte,  bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi, mevzuat uyum sorunlarının çözülmesi, altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve rekabetçi baskılara yönelik stratejik adımların atılması ile mümkün olacaktır. Türkiye, yerel ve uluslararası paydaşlar arasında işbirliğini teşvik ederek ve düzenleyici süreçleri iyileştirerek elektrikli araç pazarında bölgesel bir lider olma yolunda önemli bir avantaj yakalayabilir.

Çinli elektrikli araç üreticilerinin Türkiye pazarına girişleri, hem yatırımcılar hem de ülke ekonomisi için büyük fırsatlar barındırmaktadır. Teknolojik yetkinlikleri, maliyet avantajları ve geniş ürün yelpazesi ile Çinli firmalar, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki dönüşüm sürecinde önemli bir rol oynayabilir.

Türkiye’de elektrikli araç sektörünün büyümesini desteklemek ve bu süreçte karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek için paydaşların kapsamlı bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Mevzuatın sadeleştirilmesi, altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve tüketici farkındalığının artırılması, bu hedeflere ulaşmada temel öncelikler olmalıdır.

Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik iş birliği, araç üreticilerinin ortaklıkları, stratejik yatırım modelleri ve altyapı işbirlikleri ile bu süreç, hem Türkiye’nin hem de Çin’in kazanacağı sürdürülebilir bir başarı hikayesine dönüşebilir. Çinli üreticiler yerel ihtiyaçlara uygun stratejiler geliştirerek ve Türk tüketicisinin beklentilerini karşılayan modeller sunarak pazar paylarını artırabilir. Çin Türkiye üzerinden Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına erişim sağlayarak küresel etkisini artırabilir.

Politika Yapıcılar İçin Öneriler:

  • Düzenleyici Çerçevelerin Basitleştirilmesi: Mevzuatın sadeleştirilmesi, yatırımcıların ve üreticilerin sürece daha hızlı ve etkin şekilde dahil olmasını sağlayabilir. Belirsizlikleri ortadan kaldıracak net bir düzenleyici yapı oluşturulmalıdır.
  • Teşviklerin Artırılması: Üreticiler ve tüketiciler için sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve finansman kolaylıkları sağlanarak elektrikli araçlara geçiş hızlandırılabilir.
  • Altyapı Planlarının Oluşturulması: Net zaman çizelgeleriyle belirlenmiş şarj istasyonu yatırımları ve yenilenebilir enerji entegrasyonu, sektörün büyümesi için kritik öneme sahiptir.

Çinli Elektrikli Araç Üreticileri İçin Öneriler:

  • Yerel Ortaklıkların Kurulması: Mevzuata uyum ve yerel piyasada rekabet avantajı elde etmek için Türk firmalarıyla ortak girişimlere odaklanılmalıdır.
  • Türk Tüketicilere Uygun Ürünler: Yerel pazarın dinamikleri göz önünde bulundurularak, Türk tüketicisine hitap eden uygun fiyatlı ve yüksek performanslı araç modelleri geliştirilmelidir.
  • Şarj Altyapısına Yatırım: Elektrikli araç ekosistemini desteklemek ve tüketici güvenini artırmak için şarj altyapısına yapılacak yatırımlar kritik bir rol oynayacaktır.

Yazar : Mehmet Ali Arslan

Cuakay Akademi
Cuakay Akademi
Biz, düşünce dünyasında önemli bir yer edinmiş Türkiye ve dünya genelindeki ilişkileri derinlemesine inceleyen bir düşünce kuruluşuyuz. Amacımız, Think tank yapısıyla uzmanlık alanlarımıza özgü özgün makaleler ve içerikler üreterek bilgiye katkıda bulunmaktır. Ancak bizim için sadece yazı yazmakla sınırlı değil, aynı zamanda farklı yeteneklere sahip bireyleri bünyemizde görmekten mutluluk duyarız.

1 Yorum

guest

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Gönderiyi paylaş:

Abone ol

spot_imgspot_img

Popüler

Benzer Konular
Benzer Konular

Netanyahu’nun Ziyaretinin Ardından Macaristan’dan UCM’ye Rest: Çekilme Süreci Başlatılıyor

Macaristan hükümeti, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taraf olma statüsünden...

Ankara’dan İsrail’e Sert Mesaj: “Yayılmacı Gündeminizi Türkiye’ye Saldırarak Gizleyemezsiniz”

Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinde görevli bazı bakanların Türkiye’yi hedef...

Fidan, Brüksel’de Yoğun Temaslarda: NATO Zirvesinde Kritik Görüşmeler

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı için...

Ankara’dan Orta Asya’daki Sınır Uzlaşısına Destek Mesajı

Türkiye, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın sınırlarının kesiştiği noktaya ilişkin...
error: Content is protected !!