CHP kulislerinde tansiyonu yükselten tartışma, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı çıkışıyla yeniden alevlendi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan meydan okuyarak “Ben bundan sonra siyasi mücadeleyi seninle sandıkta yapmaya hazırım. Baharda diyorsan baharda, iki ay sonra diyorsan karda kışta, hangi tarihte istersen sandıkta yarışalım” sözleriyle adaylık mesajını açıkça verdi. Bu açıklama, Özgür Özel ekibinde rahatsızlık yaratmış durumda. Kulislerde, Özel’in ekibinin bir süredir “İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olamayacağı” tezini işlediği, bu çıkışın ise İmamoğlu cephesinde hoşnutsuzluk yarattığı konuşuluyor.
Parti içinden yansıyan bilgilere göre İmamoğlu, Özel’in bu tutumundan rahatsızlığını dile getirerek, adaylık iddiasından geri adım atmayacağını söyledi. İmamoğlu’nun “Milletin, üyelerin, partililerin ve yöneticilerin teveccühüyle adaylaştım, asla vazgeçmem” ifadelerini kullandığı belirtiliyor. İki isim bugün bir araya gelecek. Görüşmenin ana gündem maddesinin Özel’in çıkışı olması bekleniyor. Aralarında sert bir gerilim yaşanır mı bilinmiyor; ancak İmamoğlu’nun bu tür çıkışlardan hoşlanmadığı biliniyor. Çünkü Silivri’deki en güçlü siyasi kozu, dünya kamuoyuna “cumhurbaşkanı adayı cezaevinde” algısının yansıtılması. Bu kozu kaybetmesi, İmamoğlu’nu sadece yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla yargılanan bir belediye başkanı konumuna indirebilir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ekibi ise İmamoğlu’nun neden aday olamayacağı konusunda üç gerekçe öne sürüyor. İlk gerekçeye göre İmamoğlu, örgüt lideri sıfatıyla 2 bin 430 yıl hapis cezası istemiyle yargılanıyor ve bu süreç cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar tamamlanmayacağı için adaylığı mümkün değil. İkinci gerekçe, diplomasının iptal edildiği iddiası. Üçüncü gerekçe ise istinaf sürecinde bekleyen “ahmak” davası. YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası onandığı takdirde siyasi yasak gelecek. Özel’in, İmamoğlu’nu sürekli öven açıklamalarına rağmen ekibinin arka planda bu tezi yaygınlaştırdığı ve CHP’nin doğal cumhurbaşkanı adayının Özgür Özel olduğu görüşünü işlediği aktarılıyor.
Parti içinde dengeler ise hızla değişiyor. Uzun süre CHP’de hâkimiyetin İmamoğlu’nda olduğu bilinirken, Özgür Özel’in son aylarda parti yapısını dönüştürdüğü belirtiliyor. İstanbul İl Örgütü dahil olmak üzere birçok yapıda Özgür Özel’e bağlılık artmış durumda. Kasım sonunda yapılacak kurultayda Özel’in Parti Meclisi’ne ağırlığını net şekilde yansıtması bekleniyor.
Siyasetteki bu iç tartışmalar yaşanırken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı gündemdeki ağırlığını koruyor. Bahçeli, “Gerekirse üç arkadaşımla birlikte kendi imkânlarımızla İmralı’ya giderim, yüz yüze görüşmekten çekinmem” sözleriyle yeni bir siyasi çıkış yaptı. Bahçeli’nin, Meclis Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi gerektiği yönündeki çağrıları da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Bu sözlerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğiliminin İmralı ziyaretine sıcak baktığı belirtilirken, son Erdoğan–Bahçeli görüşmesinde bu konuda yeşil ışık yakıldığı ifade ediliyor. Bahçeli’nin açıklamaları, “Önce devletim, sonra partim” anlayışıyla attığı adımlar olarak değerlendiriliyor.
Süreç, PKK’nın silah bırakması ve örgütün tasfiyesi hedefi çerçevesinde önemli bir dönemece işaret ediyor. Hem iç hem dış konjonktürün bu adım için uygun olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. ABD’nin bu kez sürece destek verdiği belirtilirken, Öcalan’ın örgüt üzerinde son söz sahibi isim olduğu ve bu nedenle İmralı görüşmelerinin kritik önemde olduğu ifade ediliyor. Siyasi analizlerde, “Tarih kapıyı bir kez çalar, şu anda o eşikteyiz” yorumları öne çıkıyor.
Gündemin bir diğer önemli tartışması ise “Türkiye terörsüz bir geleceğe mi gidiyor, yoksa fırsat mı kaçırılıyor?” sorusu etrafında şekilleniyor. Bahçeli’nin sert çıkışları, Özel–İmamoğlu gerilimi ve iktidarın yeni pozisyon alışları, Türkiye’de siyasetin önümüzdeki günlerde daha da hareketleneceğine işaret ediyor.

