Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber’e yaptığı değerlendirmede İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının “çok yanlış bir strateji” olduğunu söyledi. Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı operasyon, savaşın seyri ve arka plandaki diplomatik temaslar hakkında önemli bilgiler paylaştı.
“Savaşın etkileri sadece İran’la sınırlı değil”
Hakan Fidan, bölgede uzun süredir büyük acılar yaşandığını belirterek, İran ile başlayan son çatışmanın etkilerinin tüm bölgeye yayıldığını ifade etti.
İran’ın, kendisine yönelik nihai bir saldırı ihtimali gördüğünde, “Ben gidersem bölgeyi de götürürüm” anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. Enerji altyapılarının küresel ekonomi için önemini bilen İran’ın, bu noktalara saldırarak baskı oluşturmaya çalıştığını dile getirdi.
“Körfez ülkeleri savaş çıkmasın diye çok çabaladı”
Fidan, özellikle Katar, Umman, Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkelerinin savaşın çıkmaması için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti.
Buna rağmen İran’ın, arabuluculuk yapan ve saldırıya katılmayan bu ülkeleri dahi hedef almasını “inanılmaz derecede yanlış” olarak nitelendirdi.
“Ocak ayında savaşın çıkması an meselesiydi”
Fidan, ocak ayında bölgenin çok tehlikeli bir sürece girdiğini, savaş ihtimalinin bir–iki gün içinde gerçekleşebilecek kadar yakın olduğunu söyledi.
Erdoğan’ın Donald Trump ile 27 Ocak’ta yaptığı telefon görüşmesini “kritik bir dönüm noktası” olarak tanımlayan Fidan, bu görüşmenin savaşın geçici olarak durmasına katkı sağladığını ifade etti.
30 Ocak’ta İstanbul’da ağırlanan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yapılan görüşmelerde bir formül geliştirildiğini ve bunun Amerikalılara iletildiğini söyledi. Bu çabalar sayesinde savaş bir süre ertelendi.
“Biraz daha ilerleme olsaydı nükleer konuda sonuç alınabilirdi”
Fidan, taraflar arasında yürütülen görüşmelerin 26 Şubat Cenevre toplantısına kadar sürdüğünü, ancak hız ve beklenti farklılıkları nedeniyle ilerleme kaydedilemediğini söyledi.
Amerika’nın zaman baskısı altında olduğunu, İsrail’in baskısının da süreci zorlaştırdığını belirtti.
Yine de Fidan, “Biraz daha gidilebilseydi nükleer meselede istenen sonuca yaklaşılabilirdi” değerlendirmesini yaptı.
“Savaş 28 Şubat’ta başladı”
Bakan, 8–9 Şubat’ta yaptığı açıklamalarda savaşın henüz başlamadığını söylediğini, ancak sürecin daha sonra kontrolden çıkarak 28 Şubat’ta çatışmaya dönüştüğünü hatırlattı.
“Bütün senaryoları masaya yatırıyoruz”
Fidan, Türkiye’nin kendi güvenliği açısından tüm olasılıkları değerlendirdiğini belirtti:
-
Kurumlar arası koordinasyon toplantıları
-
İnsanî kriz hazırlıkları
-
Askerî ve güvenlik değerlendirmeleri
-
MİT ve Milli Savunma Bakanlığı ile sürekli durum analizi
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saatlik bilgilendirme
Fidan, Türkiye’nin hem sahadaki gelişmeleri hem de diplomatik süreci yakından takip ettiğini vurguladı.

